Geç kaldım...
Uzun ve aktarmalı bir vasıta zincirinden sonra Kabataş’ta Finikülerden çıkıyorum, disabled liftin önünde iki bebek arabalı üç bayan dikkatimi çekiyor gülüşerek asansöre biniyorlar, merdivenlerden hızlı adımlarla yukarı çıkıyorum, akşam vakti... Acele etmeliyim, tramvay dolu, bir sonrakini beklemeye karar veriyorum...
---
Tramvaya bindim, yorgunum cam kenarına oturursam yol boyu etrafı izlerim diye düşünüyorum kapıya bakan ön koltuktayım, az önce gördüğüm bebek arabalı hanımlar tramvaya biniyorlar, genç olan hanım bir araba ile yanıma oturuyor, anneanne olduğunu anladığım diğer hanım yan karşı koltuğumuzda, o da diğer arabayı önüne alıyor... Samimi ve hararetli bir konuşmaya başlıyorlar, arabalara dikkat ediyorum sevimli ikiz kız çocukları, sarışın iri ve parlak gözbebekli sempatik şeyler…
---
Tramvay hareket etti, bebekler hareketli, yolcular onlarla ilgileniyorlar, ben de arada başımı çevirerek gülümsetecek manzaralara rast geliyorum, Eminönü’nden geçiyoruz, yanımda oturan anne bebeği arabadan kucağına alıyor, bebek huzursuz, camdan dışarıya bakıyorum…
---
Anne bebeği zapt etmeye çalışıyor, bir ara neler oluyor diye başımı çeviriyorum, bebek kollarını bana doğru uzatıp ağlıyor, annesinin kucağında hareketli, kendini bana doğru atmak istiyor… Ani bir karar ile çocuğu kucağıma almak istiyorum.
---
On dört aylık olduğunu öğrendiğim Bengisu inecekleri durağa gelene kadar kucağımdan inmiyor, annesi her aldığında ağlayarak kollarını bana doğru uzatıyor ve hızla kucağıma bırakıyor kendini, yüzüme gülücükler atıyor sempatik bir şekilde, yaklaşık bir saatlik yolculuğumu kucağımda Bengisu ile tamamlıyorum…
Uzun ve aktarmalı bir vasıta zincirinden sonra Kabataş’ta Finikülerden çıkıyorum, disabled liftin önünde iki bebek arabalı üç bayan dikkatimi çekiyor gülüşerek asansöre biniyorlar, merdivenlerden hızlı adımlarla yukarı çıkıyorum, akşam vakti... Acele etmeliyim, tramvay dolu, bir sonrakini beklemeye karar veriyorum...
---
Tramvaya bindim, yorgunum cam kenarına oturursam yol boyu etrafı izlerim diye düşünüyorum kapıya bakan ön koltuktayım, az önce gördüğüm bebek arabalı hanımlar tramvaya biniyorlar, genç olan hanım bir araba ile yanıma oturuyor, anneanne olduğunu anladığım diğer hanım yan karşı koltuğumuzda, o da diğer arabayı önüne alıyor... Samimi ve hararetli bir konuşmaya başlıyorlar, arabalara dikkat ediyorum sevimli ikiz kız çocukları, sarışın iri ve parlak gözbebekli sempatik şeyler…
---
Tramvay hareket etti, bebekler hareketli, yolcular onlarla ilgileniyorlar, ben de arada başımı çevirerek gülümsetecek manzaralara rast geliyorum, Eminönü’nden geçiyoruz, yanımda oturan anne bebeği arabadan kucağına alıyor, bebek huzursuz, camdan dışarıya bakıyorum…
---
Anne bebeği zapt etmeye çalışıyor, bir ara neler oluyor diye başımı çeviriyorum, bebek kollarını bana doğru uzatıp ağlıyor, annesinin kucağında hareketli, kendini bana doğru atmak istiyor… Ani bir karar ile çocuğu kucağıma almak istiyorum.
---
On dört aylık olduğunu öğrendiğim Bengisu inecekleri durağa gelene kadar kucağımdan inmiyor, annesi her aldığında ağlayarak kollarını bana doğru uzatıyor ve hızla kucağıma bırakıyor kendini, yüzüme gülücükler atıyor sempatik bir şekilde, yaklaşık bir saatlik yolculuğumu kucağımda Bengisu ile tamamlıyorum…