…
Ölüm,
İnanan insana iki şeyi öğretiyor, adeta kafasına vurarak:
Sabır ve öğüt,
Gidene üzülüyorsun…
Geride kalan olarak sıranın bir kişi daha sana yaklaştığını hissediyor ve irkiliyorsun…
…
Fatih camii avlusu,
Musallada iki er, iki hatun kişi niyetine kılınmak üzere bekleyen dört cenaze,
Başlarında sessiz ve hüzünlü kalabalıklar, her biri birbirinden farklı hayatlar, yarı örtülü kara gözlüklü üzgün hanımlar ve beyler.
Biz de cenazemizin başındayız, acımız en az herkesinki kadar büyük…
Kalp hüzünleniyor ve göz yaşarıyor…
Cemaat cenaze namazları için cenazeler önünde saf tutuyor,
Gözlerim tanıdık birini ararken, kulağıma bir çift cümle ağırlık gibi takılıyor:
“İnancım yok o ayrı, saygı…”
İnanamıyorum duyduklarıma, defalarca beynimde yankılanıyor kelimeler, kafamda sıralanan bu sözcükleri hayal ediyor olmaktan ben, haya ediyorum, tekrar ve tekrar ve tekrar duyuyorum o sözü,
Gözlerim bu cesareti gösteren şahsiyete dönüyor
Zaten tarzı “ben inançsızım” diyen varlık, etrafına müzede orijinal eserleri izler gibi bakınıyor ardından yanındaki nurlu ve gözü yaşlı amcalarla saf tutuyor…
Acıyarak bakıyorum, bir çift yaş da onun için yuvarlanıyor yanaklarımdan,
Rabbim!! Diyorum içimden
Gizli suretimizi insanlıktan azade eyleme!
Bu cüreti gösteren gafile ne yapacağını elbet sen en iyi bilirsin,
Bilmiyorlar Rabbim!!
Bilseler yapmazlar; söylemezler bunları,
Seni tanımıyorlar, Rabbim…
Bizi affet,
Yanı başımızda duran ve uçurumdan kendini atmaya davrananlara elimizi uzatamadığımız, içlerinde yattıkları bataklıktan çekip çıkaramadığımız için bizi affet!!!
Sabır ve öğüt,
Gidene üzülüyorsun…
Geride kalan olarak sıranın bir kişi daha sana yaklaştığını hissediyor ve irkiliyorsun…
…
Fatih camii avlusu,
Musallada iki er, iki hatun kişi niyetine kılınmak üzere bekleyen dört cenaze,
Başlarında sessiz ve hüzünlü kalabalıklar, her biri birbirinden farklı hayatlar, yarı örtülü kara gözlüklü üzgün hanımlar ve beyler.
Biz de cenazemizin başındayız, acımız en az herkesinki kadar büyük…
Kalp hüzünleniyor ve göz yaşarıyor…
Cemaat cenaze namazları için cenazeler önünde saf tutuyor,
Gözlerim tanıdık birini ararken, kulağıma bir çift cümle ağırlık gibi takılıyor:
“İnancım yok o ayrı, saygı…”
İnanamıyorum duyduklarıma, defalarca beynimde yankılanıyor kelimeler, kafamda sıralanan bu sözcükleri hayal ediyor olmaktan ben, haya ediyorum, tekrar ve tekrar ve tekrar duyuyorum o sözü,
Gözlerim bu cesareti gösteren şahsiyete dönüyor
Zaten tarzı “ben inançsızım” diyen varlık, etrafına müzede orijinal eserleri izler gibi bakınıyor ardından yanındaki nurlu ve gözü yaşlı amcalarla saf tutuyor…
Acıyarak bakıyorum, bir çift yaş da onun için yuvarlanıyor yanaklarımdan,
Rabbim!! Diyorum içimden
Gizli suretimizi insanlıktan azade eyleme!
Bu cüreti gösteren gafile ne yapacağını elbet sen en iyi bilirsin,
Bilmiyorlar Rabbim!!
Bilseler yapmazlar; söylemezler bunları,
Seni tanımıyorlar, Rabbim…
Bizi affet,
Yanı başımızda duran ve uçurumdan kendini atmaya davrananlara elimizi uzatamadığımız, içlerinde yattıkları bataklıktan çekip çıkaramadığımız için bizi affet!!!